Ekonomide istikrar tam olsa 'zina' konusu piyasaları çalkalar mıydı?
20.09.2004
E-Posta: oguz.buktel@cnbce.comBazı yazarlar 'zina'ya cezanın geri çekilmesiyle borsanın rekor kırmasını ve tekrar gündeme gelmesiyle 1000 puan düşmesini eleştiriyor. Oysa bu tepkiler son derece sağlıklı, bunun piyasaların 'ahlak' ı ile ilgisi yok

Oğuz Büktel
girmekten geçtiğini düşünüyor. Buna engel olabilecek her gelişmeye olumsuz, katkı yapacak her gelişmeye de olumlu tepki veriyor. Ekonomideki iyileşme bu tepkileri eskiye göre daha sınırlı yapıyor ama Başbakan'ın dediği gibi eğer ekonomi tam olarak istikrara kavuşmuş olsaydı politikanın piyasaya etkisi bugünle kıyaslanmayacak kadar sınırlı olurdu.
Bütçe performansı olumlu
Ekonomik büyümede ve enflasyonu düşürmede bugüne kadar sağlanan başarıda birçok faktör var ama belki de en önemlisi başarılı maliye politikaları. Ekonomik başarının geniş halk kesimlerine daha çok iş, daha yüksek gelir olarak yansıması henüz sınırlı. Ancak 2001 krizinden sonra geldiğimiz noktada özellikle konuları faiz dışı fazla hedeflerine ufak sapmalarla da olsa bağlı kalınmasının önemli katkısı var.
Hükümet ilk döneminde zaman zaman sapma denemelerinde bulunsa da, hem IMF hem de piyasa faktörü bunu engelledi. Hedeflerin tutturulmasının getirdiği olumlu sonuçları gören hükümetin maliye politikalarını ve hedefleri daha da benimsemesi özellikle faiz dışı fazlada olumlu sonuçları da beraberinde getirmekte.
Bu yıl bütçe performansına baktığımızda, Cuma günü açıklanan 8 aylık bütçe rakamlarında özellikle faiz dışı dengede yılsonu hedefin yüzde 11.7 üstüne çıkılmış olması dikkati çekiyor. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 yukarıda, yani ciddi bir reel büyüme var. Gelirlere bakıldığında rakamın yüzde 11.3 arttığını, 8 aylık dönem enflasyon (TÜFE) endeks ortalaması artışı olan yüzde 11.2'nin çok az üzerinde olduğunu yani reel olarak büyümediğini görüyoruz. Vergi gelirlerindeki yüzde 7.3'lük artış ise reel olarak küçülmeye denk geliyor.
Altı aylık büyümenin (GSMH) yüzde 11.9 olduğunu düşününce çok ilginç. Faiz dışı fazlayı asıl patlatanın ise harcamalardaki yüzde 3.5'lik düşüş olduğunu görüyoruz. Reel olarak neredeyse yüzde 15 azalma maliye politikasının ne derece sıkı olduğunun göstergesi.
Peki faiz dışı fazlada hedef aşıldı, iş bitti mi? Bunu söylemek için erken.
Özellikle harcamaların genelde yılsonuna yığılması ve bu nedenle yılsonlarında geleneksel olarak faiz dışı açık verilmesi son derece geleneksel bir durum. Bu nedenle faiz dışı hedefin üzerine çıkılması bir tür "tampon bölge" oluşmasını ve dalgalanmalara karşı borç stoğumuzun milli gelire oranındaki düşüşün devamını olası kılıyor. Ama gelinen noktada hükümetin elinin oldukça rahatladığı da gerçek.
Yılın ikinci yarısında da hızlı büyüme
İkinci çeyrek büyüme verilerinin ardından yılın ikinci yarısında yüzde 6 gibi büyüme tahmini yaptığımızda yüzde 9'un üzerinde büyüme hızına ulaşabileceğimizi hesaplamıştık. Bu hafta CNBC-e'nin yaptığı ankette GSMH için yüzde 9.4, GSMH için yüzde 8.8 büyüme beklentisi ortaya çıktı. Bu tahminler yılın ikinci yarısı için hem milli hasılada (GSMH), hem de yurtiçi hasılada (GSMH) yüzde 6.5'lik tahminler olduğunu göstermekte. Yılın ilk yarısının neredeyse yarısı düzeyinde de olsa ekonomik büyüme hızı olarak yüzde 6.5 oldukça iyi bir büyüme rakamı. Aynı zamanda ekonominin aniden soğumasının da yaratacağı sorunlardan doğacak endişeleri azaltan bir rakam.
0 yorum:
Yorum Gönder