14 Kasım 2013 Perşembe
CNBC-e 9 Nisan 2013 2013 'Faizde 50 bp indirim fiyatlanıyor' - Oğuz Büktel
Oguz Buktel
14:24
2013, Burgan Portföy, CNBC-e, TV
No comments
09.04.2013 10:46 TSİ - Berfu Güven
'Faizde 50 bp indirim fiyatlanıyor'
Geri Sayım'a konuk olan Burgan Portföy Yönetimi Genel Müdürü Oğuz Büktel'in yanı sıra
Finansbank - Trader Önder Türker ve ING Bank Başekonomisti Sengül Dağdeviren de telefon bağlantısıyla katıldılar.
Finansbank - Trader Önder Türker ve ING Bank Başekonomisti Sengül Dağdeviren de telefon bağlantısıyla katıldılar.
CNBC-e 9 Nisan 2013 2013 - Oğuz Büktel
09.04.2013 11:04 TSİ - Berfu Güven
BIST'te ilk hedef 90 bin
Burgan Portföy Yönetimi Genel Müdürü Oğuz Büktel'in konuk olduğu ve FinansInvest Yatırım Danışmanlığı Yönetmeni Serhan Yenigün ile A Yatırım Vadeli İşlemler Müdürü Nuri Sevgen'in de telefonla bağlandığı Geri Sayım'da BIST'e ilişkin yorumlar alınıyor.
12 Kasım 2013 Salı
Yolu tıkayan kim? - 23 Ağustos 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/25600.asp
![]() | |||||||||||||||
| |||||||||||||||
Enflasyon: Asıl suçlu sivribiber değil taze fasulye!! - 4 Ağustos 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/21859.asp
| Güncelleme: 13:15 TS 12 Eyl., 2000 |
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
Carlo buraya, yumruk havaya - 10 Haziran 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/10665.asp
![]() | |||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||
Telekom’u kaça satacağız? 20 Mayıs 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
Oguz Buktel
12:30
2000, Hisse Değerleme, NTVMSNBC, Özelleştirme, Telekom, Turkcell
No comments
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/6373.asp
|
20 Mayıs— Hayırlısıyla GSM’yi sattık, sıra Telekom’da. Konuyla yakından uzaktan ilgili herkesin bildiği gibi, bu aralar Türk Telekom’un yüzde 20 hissesinin satışıyla ilgili ilanlar yayınlanacak ve ekonomik istikrar programımızın gelir kalemlerinden önemli birinin daha hayata geçirilmesinde ilk adımı atacağız.
| |||||||||||||||||||||||
Tarımsal üretimin dayanılmaz hafifliği - 17 Haziran 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/12007.asp
| Güncelleme: 16:02 TS 12 Tem., 2000 |
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
17 Haziran— Tarımla başladık, devam edelim. Geçen hafta açıklanan tarım fiyatlarıyla birlikte, çiftçi kesimi temsilcileri haklı olarak isyan ettiler. Ancak, çoğu ekonomist gibi ben de, tarım sektörüne yapılan sübvansiyonların ekonominin sırtında ağır bir yük oluşturduğu (ne yazık ki) görüşümü devam ettiriyorum.
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Risk sermayesi... 2 Temmuz 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
Oguz Buktel
12:24
2000, NTVMSNBC, Risk Sermayesi
No comments
| Güncelleme: 16:02 TS 12 Tem., 2000 |
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
| 2 Temmuz— Son yıllarda finans dünyasında sıkça konuşulan bazı kavramlar var. “Venture Capital”, “Private Equity” gibi. Bu kavramlar çoğunlukla İngilizce halleriyle kullanılıyorlar ve gerçekten bu kavramlardan, ya da kavramların arkasındaki olgulardan yararlanacak bir çok kişi bunların ne anlama geldiğini detaylarıyla bilmiyor. Finansçıların çoğu bu kavramları ya da Türkçe karşılıklarını kullanırken bilinçli - bilinçsiz bir şekilde içlerini doldurmuyorlar. |
| Bu yazımda elimden geldiğince bu kavramların ne anlama geldiğini ve dünyada bu alanda son yıllarda kaydedilen gelişmeleri anlatmak istiyorum. Biliyorsunuz bu aralar bazı bankalar ve aracı kurumların önceliğinde kurulacak, ya da kurulan risk sermayesi şirketleri halka açılmayı planlıyorlar. Venture Capital, ya da Türkçe anlamıyla risk sermayesi, gelişmekte olan ve belli ölçülerde riskli bir sektör veya iş alanında faaliyet gösteren, parlak ve geleceği olan fikirlere sahip ancak işini geliştirmek için yeterli sermayeye sahip olmayan girişimcilere sağlanan başlangıç sermayesi olarak tanımlanabilir. Risk sermayesinin babası ise, 1930’lu yıllarda ticari havacılık işinde büyük gelecek gören ve bu alandaki birkaç küçük girişimciye destek sağlayan Amerikalı ünlü işadamı L. Rockefeller. Rockefeller’in destek olduğu bir çok şirkette ilk olmanın faydalarını fazlasıyla gördüğü ve sahip olduğu servetin önemli bir kısmını da buna borçlu olduğu söyleniyor. Risk sermayesinin son yıllarda gösterdiği hızlı gelişim ise başları döndürüyor. Sadece A.B.D.’de 1999 yılında risk sermayesi yoluyla sağlanan fon miktarı yüzde 150 artışla 48 milyar dolara ulaşmış durumda. Avrupa bu alanda henüz geriden gelmekte. Sağlanan fon miktarı yüzde 20 artarak 18 milyar dolara ulaşmış. Parlak fikirlerin havada uçuştuğu Asya’da ise sağlanan risk sermayesi 6 milyar dolar düzeyinde. Global ekonominin rakamlarına bakıldığında sağlanan fonlar küçük gibi görünmekle birlikte, yeni kurulmakta olan küçük şirketlere yapıldığı ve gelişme potansiyellerinin ne kadar fazla olduğu düşünüldüğünde, rakamın önemi anlaşılabilir. 5 AŞAMALI SENARYO Tabii, bu fonları en çok çeken şirketler ise günümüzün yine İngilizce moda deyişiyle “dot-com”, yani internet ve yeni ekonomi şirketleri . Son haftalarda hisseleri çalkalansa bile bu sektörlerin yatırımcılarının ne kadar para kazandığı da herkesin malumu. Risk sermayesi alanında yaşanan senaryo ise genellikle şu şekilde gerçekleşiyor: 1. Öncelikle melek yatırımcı -angel investor- diye nitelenen ve genelde zengin yatırımcılar (tüzel kişiler değil) yeni iş kuranları ve parlak fikirleri tohum parası -seed money diye tanımlanan başlangıç sermayesiyle destekliyorlar. 2. Fikir aşamasından uygulama alanına geçecek olan yeni şirket, ikincil sermayeye ihtiyaç duyuyor. Bu esnada devreye genelde risk sermayesi giriyor. Bu fonlara ise “early-stage capital” deniyor. 3. Artık faaliyete geçen şirket büyüme alanında daha fazla sermayeye ihtiyaç duyuyor. Bu aşamada ise büyüme sermayesi -expansion capital- devreye giriyor. 4. Bundan sonraki aşamada büyümeye devam eden şirket, ihtiyaç duyduğu net çalışma sermayesini ve yatırım ihtiyaçlarını, ya değişim sermayesi -replacement capital- yani ortak değişimi yoluyla ya da birincil halka arz -initial public offering- yoluyla sağlıyor. 5. Bu esnadan sonra risk sermayesini sağlayan “melek yatırımcı”, risk sermayesi sahibi yatırımlarının fikir sahibi de fikrinin karşılığını almaya başlıyorlar. Belli oranda bir riske ve fikre yatırım yapmanın sonucunda ya borsada sağlanan hızlı değer artışıyla net varlıklarını, “zenginliklerini” artırıyorlar, ya da hisselerini blok satış yoluyla satarak net bir kar elde ediyorlar. Tabii adı üstünde risk sermayesinde yatırdığınız fonları kaybetme ihtimalinizde var. Buna da “writeoff” deniyor, yani defteri kapıyorsunuz. Bunu önlemek için ise risk sermayesini sağlayan, tüzel kişiliğe sahip fonlar ve yatırım bankaları, finansman modelleri ve detaylı bütçelerle gelişimi sürekli takip ediyorlar. Yönetim kurullarında ve şirket içi yapılanmada söz sahibi oluyorlar. Çünkü girişimci olup fikri ileri sürenlerin kaybedecekleri sadece hayalleri var, risk sermayedarlarının ise paraları. | |||||
![]() | |||||
| | |||||
Sahibinden emsalsiz Grand Cherokee 1999 - 12 Eylül 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/29757.asp
| Güncelleme: 10:29 TS 29 Eyl., 2000 |
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
| 12 Eylül— Siyah, makam arabası... 40.000 km, full aksesuar... Buzdolabı, 12’li CD çalar, “şipidaklı (Schiebedach!)”... Özel koruyucu tampon, yan basamak... V8-300 küsur beygir, DVD sistem... 50,000 $... LPG’li... Evet, LPG’li. Km’de sadece 25.000 TL yakıyor. Benzin parasını dert etmeyin. Ayda 2.000 km kullansanız, 100 milyon lira tasarrufunuz var. 3 sene kullansanız, acaip kardasınız, ayda 150 dolardan tamı tamına 5.400 $. Araba neredeyse bedavaya gelir... Son günlerin sıcak konusu LPG’nin araçlarda kullanımı. Mutfaklarda kullanımı nedeniyle yıllar boyu, akaryakıt ve benzeri petrol ürünlerinde uygulanan yüksek oranlı vergilerin, likit petrol gazı olarak adlandırılan LPG’de uygulanmaması ve ardından araçlara kullanımın giderek yaygınlaşması, sağlanan sübvansiyonların asıl amacından uzaklaşmasına neden oldu. 50 bin dolara alınan ciplerin sahipleri bile, ayda 100 milyon liralık benzin parasından kaçıyor. Belki bunlar çok azınlıkta, ancak geçen gün basına yansıyan istatistiklere göre, tüplü araçların sayısı 800 bine ulaşmış durumda. TAKSİ BAŞINA 60 MİLYON SÜBVANSİYON Bunların 170 bini ise ticari araçmış. Kaba bir hesap yapsak, 170 bin taksinin ayda 3.000 km (en az) yaptığını varsayabiliriz. Benzinle şehir içinde kilometre başına 70 bin lira yakan bir araç, tüple 30 bin lira yaksa, kazanç ayda (40.000 TL/km x 3.000 km=120,000,000 TL) eder. Evet, 120 milyon lira... Bunun yarısı (bu kadar değildir ya) verimlilik artışından olsa, 60 milyon lira taksi başına bizim cebimizden devlet sübvanse ediyor demektir. Bu da sırf ticari araçlarda (60 milyon TL x 170,000 araç) ayda 10.2 trilyon lira, yılda ise 122.4 trilyon lira demektir. Ticari araçlar ise taksimetre ücretlerini benzin fiyatlarına göre belirler, benzin fiyatları artıp da, taksimetre fiyatları düzenlenmediğinde eylem yapar, buna karşılık çoğu götürü usulde vergiye tabii olup, bir taksinin yıllık ödediği vergi, bir memurun aylık ödediği miktarı bile bulmaz. Gerçi taksi soförlerinin çoğunluğu aracı kiralar, ya da plakayı, paranın çoğunu taksi baronlarına verir, o da işin başka boyutu... Asıl vahim tablo ise diğer araçlarda ortaya çıkıyor. Yine medyada yer alan rakamlara göre 630 bin tüplü araç dolaşıyor. Bunların ayda 1.500 km yaptıklarını varsayalım. Aynı yönteme göre kilometre başına başına 40.000 TL x 1.500 km = 60.000.000 TL eder. Bunun yarısını devlet sübvanse ediyor olsun. VERGİ KAYBI YARIM MİLYAR DOLAR 30.000.000 TL x 630.000 araç = 18.9 trilyon TL ayda. Yıllık rakam ise, 226.8 trilyon lira. Genel toplam alırsak 800 bin aracın devlete vergi kaybı 350 trilyon, yani yarım milyar doların biraz üzerinde. Az rakam mı? Biz, millet olarak maalesef böyleyiz, kendimize yontmayı seviyoruz. Milyarlar kazanalım, ama vergi vermeyelim. Trafik polisi durdurur, suçumuz sabit, ’17 milyon lira yerine, 5 milyon verelim de kurtaralım’ın yolunu ararız. Ayda 300 milyon lira maaş alanın cebinde cep telefonu, işyerinden, evinden sürekli cep telefonuyla konuşur, ayda 80-100 milyon lira telefon faturası öder, yılda bir kere devlet 15 milyon lira vergi alınca basbas bağırır, başta medyadaki anlı şanlı isimler, ayda 15-50.000 dolar arası para kazananlar... PES DOĞRUSU... Bu ülke tarihinin en büyük felaketlerinden birini geçirmiş, tarihinin en önemli ve belki de son şansı olan bir ekonomik programı uyguluyor, milletçe fedakarlık etmemiz gerekiyor, en azından çocuklarımızın geleceği için, ama milyarlarca lira para kazanan, 50 milyon lira vergi veren işadamlarımız altlarında verdikleri yıllık verginin 100 katına denk gelen değerde ciplerle dolaşırken, sürekli cep telefonu vergisine itiraz, bir de üstüne üstlük devletin akaryakıttan alınan vergilerden de kaçma peşinde olunca, pes doğrusu demek kalıyor sadece... Tabii, LPG havayı daha az kirletiyor olabilir, destek sağlanabilir, ama bu bilimsel bir tartışma konusudur. Devletin uygulamanın başında önlem alması gerekirdi bu da doğru, ama geç de olsa alınacak bir önlemi desteklemek de hepimizin yararına olacaktır. Bu arada, hatırlıyor musunuz, serbest meslek sahiplerinin yıllık ödedikleri ortalama vergi kaç paraydı?.. |
USGAABS Endikatörü - 23 Eylül 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
Oguz Buktel
12:22
2000, Borsa, NTVMSNBC, Yatırım Stratejisi
No comments
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/32362.asp
| ||
| ||
| ||
23 Eylül— Sabrın sonu selamettir. Borsada kazanmaya mahkumsunuz, yeter ki, önce borsada oynama deyimini kullanmayın. Yaklaşık 12 yıldır bu işin içerisindeyim, öğrendiğim en önemli şeylerden biri USGAABS adıyla tanımlanan ve artık Türkiye’de de kabul gören bir endikatördür.
| |||||||||||||
Opsiyonun büyüsü - 4 Ekim 2000 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
Oguz Buktel
11:26
2000, NTVMSNBC, Opsiyon, Türev
No comments
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/34536.asp
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
4 Ekim— Varsayalım, borsanın önümüzdeki altı aylık dönemde yukarı potansiyeli uzmanlar tarafından yüzde 174 olarak nitelendiriliyor. Buna karşın kayıp oranı yüzde 50’ye kadar varabilir. Yani 10 milyar liranız 5 milyara da inebilir, 27.4 milyara da çıkabilir. Bu iki olasılık yüzde 50-50.
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Antalya’lı züccaciyeci, kürk imalatçıları ve kuyumcular - 22 Ekim ?? - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/38524.asp
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
| 22 Ekim— Geçen ay yazdığım bir yazıda, ayda milyarlarca lira kazanan ve 70.000 dolarlık ciplerine ayda 60 milyon lira daha az yakıt masrafı ödemek için LPG taktıranları eleştirmiştim. Olumlu, olumsuz eleştiriler aldım. |
| Ancak bunlar içerisinde birtanesi şu sözüme takılmıştı : “Bu arada, hatırlıyormusunuz, serbest meslek sahiplerinin yıllık ödedikleri ortalama vergi kaç paraydı?” Antalya’lı züccaciyeci bir okurumdan gelen bu e-postada kısaca şöyle diyordu : Yılda ortalama ödediğim vergi 250 milyon lira. Bu ilk bakışta az gibi gelebilir, ama dükkan kirası, aidat, yakıt, ilan ve diğer giderlerle belki bunun on katı masrafım var.” Okurum, Türk halkının vergi ödememek için kendini kandırdığı, ya da bizleri kandırdığını sandığı mazereti açık bir şekilde ortaya koymuştu. Ona göre, ödediği vergiye bu tür masraflar da eklenmeliydi. Halbuki muhasebecisine sorsa, sırf işiyle ilgili masrafları değil, kendi özel yaşamıyla ilgili bir çok masrafı bile, bir şekilde masraf olarak gösterdiğini ve vergi öncesi karından düştüğünü öğrenecekti. Eğer hakkaniyetli bir şekilde vergi ödese, vergilerinin çarçur olacağını öngörmesi ve vergi ödememek istemesine de bir yere kadar hak vermemek zor gibi gözüküyor. Ama öyle olması gerekmiyor mu? ŞARK KURNAZLIĞININ İYİ BİR ÖRNEĞİ Bahsettiği diğer konularda son derece haklıydı. Egebank ve diğer bankaların devlete verdiği zarardan ve bunun halkın üzerine enflasyon olarak kalacağına kadar çeşitli konularda son derece doğru saptamaları varken, genel olarak vergi vermeme konusundaki şark kurnazlığımızın tipik örneklerini de sergiliyordu. E-postayı aldığım gün, Anadolu Ajansı’nın bir haberi ise sanki gerçekleri su yüzüne çıkarak bir can simidi gibiydi. Gerçi bu haberdeki rakamlar kurumsal vergi ödemeleri ile ilgili, yani şirketlerin vergi ödemeleri, ama aynı nitelikte bir gösterge. KÜRKÇÜ AYDA 36 MİLYON KAZANIYORMUŞ Habere göre, ki ayrıntısı NTVMSNBC’de de veriliyor, “Satıyorlar, kazanıyorlar vergi vermiyorlar” başlığıyla, kürk imalatçıları yılda (ayda değil yılda) 518 milyon lira kazanıyor, bunun ise 155 milyonunu vergi olarak devlete ödüyorlar. Kalıyor 363 milyon lira, bunu 12’ye böldüğümüzde ayda kazandıkları net para sadece 36 milyon 250 bin lira. Kürk imalatçıları ayda evlerine yaklaşık olarak bu kadarlık bir para götürüyorlar. Bunun 10 milyon lirasını kiraya, 5 milyon lirasını da ısınma, su, elektrik ve telefon, cep telefonu ve internet (aylık 1 dolar = 675 bin lira) verseler, kalıyor 21 milyon lira. GÜNDE AİLECE 7 EKMEK YİYORLAR 30 güne bölersek, zavallı kürk imalatçıları günde 700 bin lirayla karnını doyurmaya çalışıyor. Tabii işe yürüyerek gittikleri için çok sağlıklı oluyor ve hiç hastalanmıyorlar. Günde ailecek 7 ekmek yiyebildikleri için, abur cubur yemiyorlar, yağlı yiyecekler ve kolestrol yok. Sağlıklı hayat. Devletimizin bu insanları kürk imal etmeye bir anlamda mahkum etmesi, ve bu paraların 2-3 katına refah içerisinde yaşayacakları bir iş temin etmemesi sonucu çok ilginç sonuçlara da yol açıyor. Örneğin, bu insanlar yanlarında çalıştırdıkları insanlara kendi gelirlerinin 3 katı para vermek zorunda kalıyorlar. Tabii, patronluk kolay değil. SANMAYIN Kİ SADECE KÜRKÇÜLER Kürk imalatçıları bu konuda yalnız değiller, diş hekimleri ve laboratuvarları, dericiler, mobilyacılar, kuyumcular, fırıncılar, lokantacılar, ayakkabıcılar, doktorlar, mobilyacılar, butikler, kasaplar, nalburlar, müteahhitler, bakkallar, mühendis-mimarlar ve diğerleri, tümü aşağıdaki listede. Maşaallah, bu konuda herkes birbiriyle yarışıyor. Sanırım serbest meslek ve ticarette gelir düzeyi bu denli düşük olduğu için herkes devlet memuru olmaya çalışıyor. Peki devlet memurlarının vergisini kim ödüyor. Bu da ayrı bir soru... SOKAKLAR LÜKS OTOLARLA DOLAR MIYDI? Tabloda tüm mükellefler için verilen ortalama rakamı da bankalar yukarı çekiyor yanlış anlamayın, yoksa serbest meslek erbabı yılda ortalama 28 milyar lira brüt kar elde etse ve bunun 8.5 milyarını devlete verse, kalan 19.5 milyar lira yıllık, 1.6 milyar lira aylık net gelirle, sokakları şu anda çok az görülen lüks otomobillerle doldurur, ithal otomobil sayısı ilk 9 ayda 177 binde kalmazdı. Sadece devlet memurlarının, işçilerinin ve ücretlilerin aldığı ücretlerle ancak bu kadar lüks otomobil alınabiliyor.
Bu arada gazetelerde yayınlanan ve Kum Ajans’ın yaptığı bir gelir dağılımı araştırması da ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Buna göre illerin en yoksul yüzde 1’lik kısmının hane halkı geliri araştırılmış. Bu rakamlara göre örneğin Kocaeli’nin en yoksul yüzde 1’lik kesimi kürk imalatıyla uğraşıyor. EN ŞANSLI YOKSULLAR DERİCİLER Diş hekimleri ise Doğu Anadolu’nun en yoksul kesimini oluştururken, protezlerini ta Kayseri’deki yoksul diş laboratuvarı sahiplerine yaptırmak zorunda kalıyorlar. Dericiler ise çok şanslı yoksullar. Sefalet içerisinde olmalarına karşın, hiç olmazsa Antalya’nın güneşinin tadını çıkarıyorlar. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Temiz eller operasyonu - 29 Ekim 2001 - NTVMSNBC - Oğuz Büktel
Oguz Buktel
11:19
2001, Bankacılık, Kriz, NTVMSNBC, TMSF
No comments
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/40308.asp
![]() | ||||
| ||||
| ||||
| ||||
29 Ekim— Bu hafta içinde CNBC-e’de öğle saatlerinde yayınlanan Finans Café programına Ankara’da Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz konuk olmuştu. Genelde finans piyasalarının merak ettiği bir soruyu programın yapımcısı ve sunucusu Ahu Özyurt Mesut Yılmaz’a yöneltti : “Fondaki 8 bankanın akibeti ne olacak, bu konuda hiçbir açıklama yapılmıyor ?”
| |||||||||||||






















